Clicky

Güzeli İste

Kamil Jiliptay, Çamlıca 22.05.2021

Güzel düşün, güzeli düşün, güzeli iste,

güzeli bekle, güzel bul, güzeli bul…

KUŞ SÜTÜ

Geçen günlerin birinde Korona tedavisi görüp, Allah’ın izniyle iyileşen dostumu işyerinde ziyarete gitmiştim. Fakat nekahet devresinde olduğu için biraz daha dinlenmeyi tercih etmiş, işyerine gelmemişti. İş arkadaşları beni içeri buyur ettiler,  dostumun sağlığını sordum, iyice olduğunu söylediler.  İyi ki yakın akrabasının doktor olduğundan, onun yönlendirme ve ilgisi sayesinde ağır seyreden hastalığını hastaneye yatmadan atlattığından bahsettiler. Bunun üzerine orada bulunan çok kıymetli genç bir arkadaş “İnsanın bu hayatta bir doktorla, bir de avukatla arası iyi olacak” dedi.

Fikir sahibi olduğunu düşündüğüm o salih arkadaşa dönüp, “Hayır arkadaş, sen yanlış düşünüyorsun” dedim, devamında “İnsanın bu imtihan dünyasında esas Allah ile arası iyi olacak, onun ile arası iyi olursa yaşadı, o zaman her işi rast gider, hem O çok güçlü, senin gücün yetmeyen ne kadar hadise varsa O’nun gücü hepsine yeter” dedim.

Devamında, ‘’Hem senin bir doktorla aran iyi olsa ve bunu kendin için bir kâr olarak düşünsen hastalığa davetiye çıkarmış olmaz mısın? Ya da bir avukata güvenip kendini hukuki konularda güven içinde görsen,  o zaman da mahkeme kapılarında,  duruşma salonlarında sürünüp durabilirsin. Çünkü sen salih bir kul olarak, Allah’tan başka kendine dayanak ararsan,  ya da bir başkasını kendin için güvence olarak görürsen Cenâb-ı Hakk, seni başkalarına güvendiğin konularda imtihan edebilir,  başını imtihanlardan musibetlerden alamayabilirsin” dedim. 

Başka bir arkadaş söze girdi “Ama Kâmil abi,  bu zamanda böyle bir tanıdığın varlığı iyi olmaz mı?” dedi.  Ben de “Elbette insanın etrafında güzel insanların bulunması şükre lâyık bir güzelliktir,  ancak bunun çok ötesinde insanın Cenâb-ı Hakk ile olan yakınlığı, dostluğu kıymetlidir, faydalıdır” dedikten sonra Ahmed İhsan Hoca’mla aramızda geçen bir hadiseyi onlara naklettim.

Bir gün istiğna hakkında, yani Allah’tan başkasından bir şey beklememek hakkındaki mektubunu bana yazdırırken durdu ve bakışlarını bana çevirerek,  “Bak Hacı Kâmil senin kıymetli bir dostun olan filan kardeşinle aran nasıl? İyi, değil mi?.. “Evet ağabey gayet iyi’’ dedim.  “Ondan bir şey istersen mesela borç para falan istesen verir mi?..”  ‘’Verir abi, dedim.  “Hah! İşte Allah ile aran iyi olursa, her ihtiyacın olan şeyi O’ndan istersin,  O da sana istediğini en güzel surette verir” demişti.

Bu hatıramı anlatınca ben yaşlarda olan diğer bir arkadaş, “Kâmil Ağabey! Artık bize diyecek bir şey bırakmadın” dedi.  Ben de ‘’Bakın arkadaşlar! Kendimiz ve evlatlarımız için ne isteyeceksek, onlara ve kendimize nasıl bir istikbal istiyorsak onu kendimiz hazırlamaya kalkmayalım, kendimizi ve evlatlarımızı sahibimiz olan Rabbimize emanet edelim,  çünkü O bizi bizden çok düşünür, O bize ve evlatlarımıza en merhametlidir” dedim. Hatta “Cenab-ı Hakk,  sizin hakkınızdaki kaderimi beğenmiyorsanız sizi size  bırakıyorum dese, ne hale düşeriz  hiç düşündük mü?..”  

Öyle zamanlar oluyor ki evlatlarımız karşımıza çıkıyor ve ufacık boyuyla bizlere kafa tutuyor,  “Bana karışma” diyor. Anne babası ise ona güler ve belki de acır, aynı bunun gibi bizler Allah katında çocuklar gibiyiz, bu yüzden O’nun terbiyesine çok muhtacız.”

Allah ile aran iyi olursa, her ihtiyacın olan şeyi O’ndan istersin,  O da sana istediğini en güzel surette verir.

Bu konularda biraz daha konuştuktan sonra oradan ayrılırken, aklıma gelen insanın beklentilerinin hep müspet ve vücudî olmasının gerektiği ile ilgili bir hatırayı da onlarla paylaşma ihtiyacı hissettim:

Yakın zamanda bir vesile ile uğradığım eczacı müşterimin yardımcısı yanıma gelip, “Kâmil Ağabey! Bizim kız üniversiteye hazırlanıyor acaba onu bir kaç ay sigortaya sokup bir başlangıç yapsak nasıl olur?” diye sordu.  Ben ‘’Bu ne işe yaracak?..’’ deyince  “erken emekli” olur dedi. Ben de, ‘’Yahu arkadaş 40 sene sonra olacak bir şey için kadere fetva verdiriyorsun dedim. “Ne demek istedin?” der gibi yüzüme baktı. Ben de, ‘’Bu tür düşünce ve davranışın çocuğun için yanlış bir dua olur,  yani 40 sene sonra çocuğun eğer yaşayacak olursa emekli maaşına ihtiyacı olacağının duasını yapıyorsun, bir baba evladı için böyle nâkıs yani eksik ve zararlı bir dua yapmamalı. Sen bütün gayretini,  hem fiilî hem kavlî duanı çocuğunun iyi bir insan olması için göster. O zaman onun hem dünyasını hem de ahiretini güzelleştirmiş olursun”  dedim. Bunun üzerine o akıllı arkadaş hemen bu düşüncesinden vazgeçti. Ona rahmetli hocamın çok zengin olan bir yakının kendisine şu nasihatini anlatarak o görüşmeyi bitirdim. “Ahmed İhsan evladım! Ben Allah’tan her zaman her şeyin en iyisini en güzelini istedim, çünkü  O çok zengin ve hazinesi sonsuz…”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir