Clicky

Cemalsiz Kemal Olmaz

Renklerin neden yaratılıdığıyla ilgili bir soru geliyor aklıma. Ana renklerin harmonisi olan ara renklerden kaç tane vardır acaba? Rabbimizin yaratışındaki kanununa göre gereklilik, israfsızlık, sanat ve bunları müşahede ve takdir edicileri istemesi bu merakım konusunda beni gayrete getirebilir. Renkler konusunda biraz daha düşünmek istediğimde ise bazı renklerin içime ferahlık veren, dinlendiren ve çoşkulandıran yönlerini hislerimden anlayabildiğimi farkediyorum. Örneğin doğada yürüyüş yaptığımda yeşil rengi buram buram farklı tonlarıyla birlikte içime tazelik katıyor. Çimenlerin canlı yeşili üstünde yürümek, bir ağaca sırtını yaslayıp başımı yukarı kaldırıp oturmak gibi. Acaba diyorum çimenler siyah renkli olsaydı aynı şeyleri hisseder miydim? Ya da yaprakları ve meyveleri gri olan bir elma ağacı..

Peki ya çiçeklere ne demeli? Renkler daha çok yakışıyor çiçeklere sanki. Çiçek demişken çiçek sadece yerde yetişmiyor. Ağaçlarda da var. Onlar da çiçek açıyor meyveden önce. Ağaçlar meyve vermeden önce adeta gülücük atıyor gibi geliyor bana. Üstelik hiçbir ağacın meyvelerini kendi için üretmemesi daha da bir ilginç. Peki ya fırtına gelmeden önce gökyüzü neden kararıyor? Neden kasvetli bir renk hüzmesi içime ağırlık veriyor. Biraz da ürpertiyor. Gece neden siyah bir koyulukta? Işığın olmayışından başka nedeni olabilir mi?

Galiba cevaplarımı sorularımı sorarken alıyorum. Renklerin hislerimle konuştuğunu ve esasında bu konuşmayla kendi aralarında iletişim kurabildiklerini fark ediyorum. Sadece biraz farkındalığımı arttırmam yeterli olacak sanki.

Renkler konusu çok su kaldıracağa benziyor. Hakikate bir adım daha atabilmek için biraz daha düşüncelerimi zorlamalıyım.

Acaba diyorum renklerin bir şuuru var mıdır? Yani yeşil yeşilliğinin siyah siyahlığının farkında mı?

Delice bir soru gibi geldi bana. Biraz daha yumuşatmalıyım sorularımı. Mesela çiçekler renklerini kendileri mi seçiyor? Ya da ağaçlar… Farkındalar mı acaba? Sanmıyorum. Peki, o zaman neden içimde onlara karşı güzel hisler var? Algım mı beni yanıltıyor. Algım beni yanıltsa başta insanlar olmakla birlikte diğer şuurlu canlılar benden farklı hissediyor olmalıydı. Evet, galiba renkler ve sahipleri şuurlu değiller. Öyleyse bana kim bu güzel hisleri ısmarlıyor, çiçekleri bana kim tebessüm ettiriyor ve ben bunu ne yaparak ve ne zaman hak ettim? Yani ne yaptım da bana bu güzellikler ikram ediliyor. İşin başka tuhaf bir tarafı da ben bu konuyu üstüme alıyorum ama bu güzellikler galiba herkese ait.

Renklerin bir amacı olmalı. Renkleri, renklendiren Zat-ı Zülcemal onlara ne gayeler yüklemiş acaba? İsrafsız güzellikler katarak, hikmetli manaları hislerimize hissettirmesindeki gayeler neler olabilir? Acaba bozulmamış vicdan sahipleri gibi berrak bir şekilde bakabilsem bütün bunların arkasında tüm Kemal sıfatların sahibi olan Rabbimin kendini sevdirmek istemesini mi anlarım?

2 thoughts on “Cemalsiz Kemal Olmaz

  1. Hiç bu kadar ince düşünmemiştim renklerin bizim hayatımızda belkide başrol oynadığını çok güzel olmuş emeğinize sağlık devamını diliyorum böyle güzel düşüncelerin her daim yazıya dökülmesini ve dileyen yüreğinde Rabbisinin sevgisi olan herkesin her şeyde onu görebileceğini düşünüyorum

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir